Şanlıurfa İlçeleri…

Şanlıurfa
Akçakale
Birecik
Bozova
Ceylanpınar
Halfeti
Harran
Hilvan
Siverek
Suruç
Viranşehir

                             sanliurfa_haritasi.jpg

Akçakale, Şanlıurfa

1071 Malazgirt zaferinden sonra Akçakale, Türk hâkimiyetine girmiştir. Lozan Antlaşması’ndan sonra Türkiye - Suriye sınırlarının çizilmesine müteakip Altınbaşak (Harran) İlçe merkezi haline getirilmiş, 1946 yılında ise İlçe merkezi şimdiki bulunduğu Akçakale’ye taşınmıştır. Ancak 1987 yılında Harran Bucağı Akçakale İlçesinden ayrılarak müstakil İlçe haline getirilmiştir.
Akçakale, deniz seviyesinden 385 m. yükseklikte olup, yüzölçümü 1248 Km2’dir. Akçakale; Doğuda Ceylanpınar ve Viranşehir, Batıda Suruç, Kuzeyde Şanlıurfa ve Harran, Güneyde Suriye ile çevrilidir. Şanlıurfa’ya uzaklığı 52 km.dir. Yukarı Mezopotamya’nın tabi bir parçası olarak kabul edilen Akçakale toprakları doğuda Tek tek dağları ile batıda Suruç dağlık bölgesi hariç tutulursa kuzeyden güneye doğru açılan düz ve geniş bir ova görümündedir. Doğudan batıya 85 km.yi bulan uzaklığı, kuzeyden güneye 28 km.ye ulaşan genişliği ile kendi sınırlarıyla bir dik kenar üçgeni andırır. Yazları kurak ve sıcak, kışları nispeten ılık geçer…

Birecik, Şanlıurfa

Birecik 1517’de Osmanlı topraklarına katıldı. 1919’da bir süre İngiliz işgalinde kaldı 19. yy. sonralarında Halep vilayetinin Urfa sancağına bağlı bir kaza iken, Cumhuriyetle birlikte Şanlıurfa İline bağlandı.
  Birecik Kalesi kentteki tek önemli tarihsel yapıdır. Asurlar zamanında yapılmış, çeşitli dönemlerde onarımdan geçmiştir. Büyük kesme taşlardan yapılmış, yüksekliği 30-40 m’yi bulunan duvarları üstünde 12 burç bulunmaktadır. Birecik Belediyesi Cumhuriyet’ten önce kurulmuştur.
Yüzölçümü 852 km2 olan Birecik ilçesi kuzeyde Halfeti, kuzeydoğuda Bozova, doğuda Suruç ilçeleri, güneyde Suriye, batıda Gaziantep iliyle çevrilidir. Birecik, sayılan merkezlere karayolu ile bağlanmaktadır. 1956’da Fırat üzerine o dönemde Türkiye’nin en uzun köprülerinden biri olan Birecik Köprüsü’nün yapılmasıyla büyük bir gelişme yaşamıştır.

Bozova, Şanlıurfa

Bozova ve çevresi Asurlular döneminde Asuranianu, Romalılar ve Ermeniler döneminde Tormenapa, Araplar döneminde Telhüvek, Türkmenlerin Yaylak olarak isimlendirilmiştir. Bozova, MÖ 7250-5500 yerleşmelerine rastlanılmıştır. 1982 yılında Şanlıurfa Müzesi Müdürlüğü’nce Bozova’ya bağlı Şaşkan (İğdeli) köyü yakınlarındaki küçük ve büyük Şaşkan höyükleri arasında kalan arazide yapılan arkeolojik kazılarda elde edilen bulgulardan, bölgenin ilk defa günümüzden 7000 yıl önce toprağa bağlanan insanlar tarafından iskan edilmeye başlanıldığı anlaşılmaktadır.
Kalkolotik dönem (5500-3200) buluntuları; Bozova’ya bağlı Kurban Höyük, Lidar Höyük ve Siverek İlçesine bağlı Hasek Höyük kazılarında tespit edilmiş, ayrıca aynı kazılarda ilk Tunç Çağına ait (MÖ 3200-1800) çok sayıda değerli eserler ele geçirilmiştir.

Ceylanpınar, Şanlıurfa

MÖ. XV. yüzyılda Mitanni Krallığı’na bağlı olan yöre, daha sonra Asurluların eline geçince Riş Ayna olarak çağrılmış ve bu isim Süryaniceye Reş Ayna olarak geçmiştir. Bu isim daha sonra Arapçaya Ras el-Ayn (Kaynakbaşı) olarak geçmiş ve zamanımıza kadar gelmiştir. Ceylanpınar, 639 yılında Iyad b. Ganem tarafından Urfa ve Harran’dan sonra ele geçirilmiştir. Bizans imparatoru l.ioannes Çimişkes, 959 yılında Diyarbakır ve Nusaybini ele geçirdikten sonra Ceylanpınarı da yağma ve tahrip etmiştir. Ocak 1394 yılında Suriye Seferine giden Timurun da yağma ve tahribine maruz kalmıştır. 1921 yılında Türkiye-Suriye sınırı çiziminden sonra ülkemizde kalan kısmına Ceylanpınar adı verilmiş ve 1981 yılında ise ilçe yapılmıştır.

Halfeti, Şanlıurfa

M.Ö. 855 yılında Asur Kralı II. Salmanassar tarafından zapt edildiğinde Şitamrat adını taşıyordu. Yunanlılar bu adı Urima diye değiştirdiler. Süryaniler ise, Kala Rhomeyta ve Hesna’d Romaye adlarını kullanmışlardır. Araplar, Kalatül Rum adını kullanmışlardır. Xl. Yüzyılda Bizanslıların eline geçince de Halfeti’nin adını Romaion Koyla olarak değiştirdiler. 1280 yılında Beysari komutasındaki Memluk Ordusu tarafından kuşatılmış, sonuç alınamayınca, şehirdeki Hıristiyan mahalleleri beş gün süre ile yağmalanmıştır. 1290 yılında bu kez Memluk Sultanı Eşref tarafından fethedildi ve son kez Memlükler tarafından tamir edilen şehre Kalat-ül Müslimin’ adı verildi. Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlılara geçen Halfeti, günümüzde de kullanılan Urumgala ve Rumkale” adlarını alarak 1954 yılında ilçe haline getirilmiştir.
Halfeti ilçesinin il merkezine uzaklığı 120 Km’dir. Yukarı Göklü adlı bir kasabası 35 köyü ve 34 mezrası vardır. Arazisinin büyük çoğunluğu Birecik Barajı suları altında kaldığından Halfeti, Karaotlak bölgesine taşındı.

Harran, Şanlıurfa

Harran, Kuzey Mezopotamya’dan gelerek batı ve kuzey batıya bağlanan önemli ticaret yollarının kesiş­tiği bir noktada bulunmaktadır. Bu özelliğinden dola­yı Harran, Anadolu ile sıkı ticaret ilişkileri bulunan Asur’lu tüccarlarında önemli uğrak yerlerinden biri idi. Anadolu’dan Mezopotamya’ya Mezopotamya’dan da Anadolu’ya olan ticaret binlerce yıl Harran üzerinden yapılmıştır. Bu da zengin ve köklü bir kültür birikiminin oluşmasına neden olmuştur.
Bugün Cüllab ve Karakoyun ırmakları kurumuş ol­duğundan, Han-an sudan ve yeşilden mahrum bir ova­nın ortasında 5000 yıllık tarihi ile ayakta durmaktadır. Tipik evleri, höyüğü, kalesi, şehir surları ve çeşitli mi­mari kalıntıları, geceleyin gökyüzünde pırıl pırıl yıl­dızları ile turistlerin büyük ilgisini çekmektedir. Ata­türk Barajı ve Urfa Tünelleri vasıtasıyla Harran Ova­sına akıtılacak olan Fırat Nehri, Harran’ı tarihteki ye­şil ve verimli günlerine kavuşturacaktır.

Hilvan, Şanlıurfa

Osmanlı döneminde 1820 yılında yöredeki göçebe aşiretlerin yerleşmesiyle “Karacurun” adıyla kurulan köy, sonraki yıllarda başka aşiretlerin de gelmesiyle gelişmiş ve 1926 yılında 877 Sayılı Kanunla Şanlıurfa’ya bağlanarak “HİLVAN” adını almış ve İlçe merkezi olmuştur. Arapça asıllı bir kelime olan Hilvan’ın sözlük anlamı ‘Bağış’ olup, Meyveleriyle ünlü belde anlamına da gelmektedir İlçe merkezinin içme suyu şebekesi ve imar planı 1958 yılında yapılmıştır..
  Hilvan Şanlıurfa’nın kuzeyinde, Şanlıurfa-Diyarbakır karayolu üzerinde olup, Şanlıurfa’ya 56 Km, Diyarbakır’a 130 Km uzaklıktadır. Doğusu Siverek İlçesi 38 Km, kuzeybatısında Atatürk Barajı Gölü 10 Km ve batısı Bozova İlçesi 50 Km ile çevrilidir.
  Hilvan’ın rakımı 600 metre olup, en yüksek noktası 800 metre olan Korçik Tepesidir. İlçenin yüzölçümü 1278 Km2’dir.Fırat Nehri kıyısına yakın bölgelerde arazi kısmen engebeli ve kayalıktır. Diğer kısımları ise düz ova görünümündedir.
  Hilvan’ın bazı köylerinde höyüklere rastlanılmaktadır. Bu höyüklerin arasının ova şeklinde olması nedeniyle çevre emniyetinin sağlanması amacıyla gözetleme yeri olarak yapıldığı sanılmaktadır.

Siverek, Şanlıurfa

Tarihin ilk çağlarında Siverek ve çevresi değişik isimlerle anılmıştır. Tarih kitaplarında HALZİDİMA olarak geçen bölgenin merkezi KİNABA yani Siverek Kasabası idi. Bazı kaynaklarda Halzi-Luka olarak da gösterilmektedir. Genel Tarihçi Urfalı Metaos eserinde Siverek’in ismini Sevaragok olarak vermekte, aynı dönemlerde Ebu’l Farac ise ismi Sibabarak olarak yazmaktadır. Bizanslar döneminde ise ismi Sebaberak, Severak ve as-suwaida olarak geçmektedir. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Siverek’in ismi bugünkü kullanıldığı şekliyledir.. Bu bölgeye verilen isimlerden biride Hitit-Asur-Mitanni dönemlerinde KUMMUH bölgesi olarak geçmektedir. Eski kaynaklarda ilçeye verilen isimler; Sevaverak, Sebabarak, Sebabarok, Sevaverag, Severags ve Suveydadır. Yörede yapılan arkeolojik kazılar, Siverek’in M.Ö.3000 yıllarına ait bir yerleşim yeri olduğunu kanıtlamıştır. Hurri-Mitanni, Hitit, Arami, Asur, Keldani, Med ve Pers egemenliğine geçen Siverek, M.O.331’de Büyük İskender’in istilasına uğradı. M.Ö.305’de Seleukosların eline geçen Siverek Bölgesi, Müslümanlar tarafından fethedilinceye kadar Edessa, Roma, Bizans ve Sasani krallıkları arasında el değiştirmiştir. 640 yılında Şam ordusunca fethedilen Siverek, 660’da Emeviler, 750’de ise Abbasilerin eline geçmiştir. 1065–1066 yıllarında Selçuklu hakimiyetine giren ilçe uzun bir zaman Bizanslıların hakimiyeti altında kalmıştır. XI. yüzyıl sonunda Urfa Haçlı Kontluğu, 1182’de de Eyyubilerin hakimiyetine giren girdi. 1400 yılında Timur tarafından zapt edilmiştir. 1451 yılında Safevi Hâkimiyetine giren Siverek, 1517’de Osmanlı topraklarına katılmıştır.. Osmanlı döneminde Diyarbakır vilayetine bağlı bir kaza olan Siverek, 1926 yılında Urfa’ya bağlanarak ilçe haline getirilmiştir.
Toplam arazi varlığı 4.317.000 olup, SİVEREK’TE tarıma elverişli arazi 2.286.000 dekar, sulu tarım yapılan arazi 300.000 dekar, susuz tarım arazisi 1.986.000 dekardır.
Ekilen Ürünler Tarla ürünleri, Bağ, Meyve, Sebze…
Ekime elverişli arazinin çokluğu, son yıllarda tarlalarda taş toplanması ile arazinin büyümesi, tarımda makineleşmenin gelişmesi, gübre kullanımı gibi gelişmeler karşısında ürünlerde büyük oranda artış olmuştur.
Sulu tarımdaki ciddi gelişmeler çiftçilerimizin Atatürk baraj gölünden, Hacı Hıdır barajından ve bazı göletlerden faydalanmalarının yanında vurdukları artezyen kuyularına dinamo koymak suretiyle olmuştur.

Suruç, Şanlıurfa

639 yılında Şam ordusu tarafından Urfa ve Harran’dan sonra ele geçirildi. 1517 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katılan Suruç, Osmanlı döneminde Halep vilayetinin Urfa sancağına bağlı iken, 1923 yılında Urfa’ ya bağlanarak ilçe haline getirilmiştir. İl merkezine uzaklığı 45 km’dir.
Suruç ekonomisi, daha çok tarıma dayalıdır. Gap devreye girmeden önce Suruç köylüleri kendi imkânları ile kazdıkları kuyular ile sulu tarıma diğer ilçelere göre önce geçmişlerdir. Daha çok pamuk ekimi yapılan Suruç Ovası’nda Gap’la birlikte tarım deseninde çeşitlemeler meydana gelmiştir. Tarım ürünlerinin artması ile birlikte tarıma dayalı sanayi de gelişmeler görülmektedir.

Viranşehir, Şanlıurfa

Viranşehir ekonomisinin temelini tarım ve hayvancılık oluşturmaktadır. Viranşehir’in geniş ve verimli bir ovaya sahip olması, tarım sektörünü geliştirmiş ve Karacadağ eteklerinde bulunan verimli meralar ise hayvancılığın gelişmesini sağlayarak İlçenin geçim kaynağını tarım ve hayvancılığa bağlamıştır. GAP projesinin etkisi ve arazi sahiplerinin sondaj kuyularını açması sonucu topraklarını sulamaya başlaması ile İlçe ekonomisinde bariz bir gelişme olmuştur. Bugün İlçedeki sürülebilen tarım arazilerinin yaklaşık % 60’ı sulu tarıma açılmış bulunmaktadır. Sulu tarım alanlarının artması tarım alanlarındaki ürün deseninin değişmesini sağlamıştır. Özellikle endüstri bitkilerinden pamuk, son yıllarda ilçede yoğun bir şekilde tarımı yapılan bir ürün haline gelmiş ve İlçe ekonomisi adeta pamuk ile anılmaya başlamıştır. Bunun paralelinde de yetiştirilen bu ürünlerin işlenmesini sağlayacak sanayi kollarının da kurulmasına olanak sağlamıştır. Nitekim artan pamuk üretimi sonucunda son yıllarda ilçede çırçır-prese fabrikalarının sayısı hızla artmaktadır. Sulu tarımın gelişmesi tarıma dayalı sanayiinin gelişmesine olanaklar sağlamış, tarımsal ilaç ve kimyevi gübreye olan yoğun taleplerden dolayı tarımsal ilaç ve kimyevi gübre bayiliklerinin çoğalmasına ve iş imkânlarının artmasına neden olmuştur. Önceki yıllarda ilçeden Çukurova, Ege ve Karadeniz bölgelerine yoğun bir şekilde mevsimlik tarım işçisi göçü yaşanmakta iken, son yıllarda ilçeye çevre illerden mevsimlik tarım işçisi göçü olmaya başlamıştır.

Etiketler: , , , ,

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

Yorumlar

Henüz Yorum Yok.

Yorum Yazın

(gerekli)

(gerekli)